Son yıllarda Türkiye’de hakaret davalarının artışı, bu alanda büyük bir ekonomik sektör oluşmasına neden oldu. Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte hakaret içerikli paylaşımlar artarken, açılan davaların ve sonuçlanan tazminatların toplamı milyonlarca lirayı buldu.
Uzmanlar, hakaret suçlarının sektöre dönüşmesinin altında yatan nedenler arasında, sosyal medyanın yaygınlaşması, toplumsal kutuplaşma ve bireylerin kişilik haklarına daha fazla önem vermesi olduğunu belirtiyor. Özellikle kamuya mal olmuş kişiler, politikacılar ve sanatçılar, hakaret davalarında sıkça taraf oluyor. Bu durum, hakaret suçlarına yönelik yasal süreçlerin ticari bir boyut kazanmasına yol açtı.
Avukatlar, bu davaların bir kısmının haksız kazanç sağlama amacını taşıdığını, bazı bireylerin hakaret davalarını maddi kazanç elde etme aracı olarak gördüğünü ifade ediyor. Örneğin, mahkemelerde hakaret davalarından alınan tazminatların, şikayetçilerin gelir kapısı haline geldiğine dair örnekler bulunuyor.
Hakaret suçları nedeniyle açılan davaların sayısındaki artış, yargı sistemini de zorluyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında hakaret suçlarıyla ilgili açılan dava sayısında yüzde 25 oranında artış yaşandı. Bu durum, mahkemelerin iş yükünü artırırken, aynı zamanda ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasında denge kurulması gerektiği tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, hakaret davalarının toplumda hukuki farkındalığı artırdığı kadar, kötüye kullanılmasının da önlenmesi gerektiğini savunuyor. Sosyal medya kullanıcılarına, yasal sınırların farkında olmaları ve hakaret içerikli söylemlerden kaçınmaları yönünde çağrıda bulunuluyor.
Bu tablo, hakaret suçlarının yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun haline geldiğini ve çözüm için daha kapsamlı bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor.